close
proje yenilik

Tarih boyunca insan, evren için çeşitli açıklamalar da bulunmuştur.  Evren bizim için her zaman en büyük bulmaca olmuş ve olmaya da devam edecek.

Bigbang  şu anda evren teorisi için en popüler cevap. Evren zamanın ve her şeyin başlangıcından önce(masal gibi) sadece küçük bir noktadan ibaretti. Madde diye bir şey yoktu sıkışmış sıfır hacimli saf enerjiden ibaretti. Sonra bir şey oldu, denge bozuldu ve her şey dağıldı. Günümüzdeki şeklini aldı.

Evreni iki kısıma ayırabiliriz. Görünür evren ve Gerçek evren.

Görünür evren şu anda 14milyar ışık yılı yarıçapında. Bu nedir diye sorular gelebilir akıllara. Şu anda günümüz teknolojisinin sınırlarını zorlayarak ölçebildiğimiz en uzak mesafe, diye tanımlanır. Haliyle teknoloji geliştikçe görünür evrenin yaşı ve yarıçapı da büyüyor.

Gerçek evren ise bildiğimiz her şey. Şayet var ise sonsuzluk kavramını bile kapsayan kapalı kara kutu. Kara kutu diyorum çünkü; evrende hiçbir şey kaybolmaz. Anılar, ilk adımlar, savaşlar ve geri kalan her şey. Oluştuğu andan itibaren yansıma şeklinde devam eder. Ve zamanla oluştuğu mekandan ve zamandan uzaklaşır. Basit bir örnekle açıklayacak olursak: siz buradan milyarlarca ışık yılı uzakta ki andromeda galaksisinde bir yıldıza gitseniz tam şu anda, Oradan yine üstün teknoloji bir ürünle dünyamızı izleseniz. Dünya da binlerce yıl önce yaşanmış olayların yansımasını bulursunuz. Hatta bir uzay gemisi yapıp dünya dan uzağa ışık hızında giderseniz; Zamanla on sene önceki radyo televizyon yayınlarını, daha ileride dünyadan uzaya gönderilen ilk mesajı , biraz daha ileride nicola teslanın mesajını , daha ilerisi ise karanlık. Daha ilerisinde insanlık evrene mesaj gönderebilecek bir teknolojiye sahip değildi. Ama geminizden dünyamızı izleyip 2016 dan geriye doğru filmi sondan başa izler gibi izleyebilirsiniz.

Evreni sadece bizimle sınırlandırırız genelde. Ne kadar bencilce ve egoistçe bir durumdur bu. Çünkü en basitinden evren ana her gün(ki bu bizim şimdilik bildiğimiz) 275 milyon yıldız doğurur. Bu bile başlı başına insan oğlunun evrende bir hiçlik kadar yer kaplamadığını anlatmalı aslında yine insan oğluna.

Bilim evreni üç katagoride inceler. Nominal evren, makro ve mikro evren diye. Mikro evren dediğimiz şey kuantum fizikçilerin ilgi alanı atom ve altını inceler. Nominal evren normal bizim boyutumuz, klasik fizik kanunlarının açıklayacağı olayları inceler. Makro evren ise büyük galaksiler, nebulalar, karadelikleri inceler.

İlginç bir şekilde bu üç farklı kategori de yaşam aynı şekilde başlar. Mikro evren de, yeni bir yaşam formu mesela helyumu ele alalım. İlk helyum atomu iki adet hidrojen atomunun birleşip kaynaşması ile oluşur. Nominal evren de ise insanı örnek verirsek iki atoma benzer bir şekilde yumurta ve spermin kaynaşması ile yeni bir insan formu meydana gelir. Ve en güzeli makro evren. Orada da hemen hemen aynısı olmasa da benzer durumlar söz konusudur.

Makro evren de hayat nasıl oluşur ?

Bir galaksinin oluşması insanın doğumundan biraz daha uzun ve sancılı olsa da benzer şekilde olur. Gaz kütleleri, kütle çekim kanunu nedeniyle bir araya gelir. Ağır gazlar daha derinde toplanır sıkışır katılaşır. Çekirdek oluşmaya başlar. Sonuçta gezegen(yumurta) oluşur. Ve diğer gezegenleri kendine çekmeye başlar(sperm) Büyük çarpışmalar sonucu devasa bir güneş oluşur. Böylece milyonlarcası bir araya gelir ve yavru galaksiler meydana gelir. Onlar diğer galaksiler ile savaşır, güçlü olan zayıf galaksiyi yutar devasa galaksiler oluşur. Yaşlanan galaksiler daha doğrusu galaksinin merkezindeki en yaşlı yıldızlar, soğur. Kütle çekim ile kendi içine çekilir ve yeterince büyük bir yıldız çekimin gücüne dayanamayıp sıkışan enerji ile patlar. Ve ölüm. Ölüm evrende kara delik demektir mutlak son. Ve devlerin ölümü de savaşı da insanların ölümü ile kıyaslanamıycak acı sonuçlara sebep olur.

Ölüm kara delik, Başlangıçta bir yıldızın mezarı olsa da, zamanla büyür, diğer yıldızları içine çeker. Büyür ve galaksileri içine çekmeye başlar. İçine her şeyi çeker, uzayı çeker ışığı çeker. Hatta şu an dünyamızın bulunduğu Samanyolu galaksisinin merkezinde de bir kara delik vardır. Acı sona 7-8 milyar yıl kaldı. Hazırlıklarınızı yapın J .

Kara delik büyüdükçe büyür ve artık uzayı da içine çekecek duruma gelir. Ve mutlu son madalyonun diğer yüzü, kozanın açılma zamanı gelir. Ak delikler meydana gelir. Kara delik uzayın başka bir zamanında başka bir mekanını yırtıp biriktirdiği enerjiyi oraya boşaltır. Kara deliğin nasıl mükemmel bir çekim kuvveti varsa ak deliğin de o kadar mükemmel bir itim gücü vardır. Saf enerjiyi büyük bir itim gücü ile iterler. Bu enerji dağılır soğur bildiğimiz atomlara dönüşür onlar da hidrojen, helyum derken sonuç gene aynı. Galaksiler ve kara delikler..

Makro evrencilere göre insanlar kozmik toz artıklarından oluşmuştur. En basitinden kanımızda dolaşan demir bile bundan 13 milyar yıl önce, milyarlarca ışık yılı uzakta olan şu an bunamış ölmüş halde olan, beyaz cücelerin artıkları olduğu için bu söylem doğrudur.

Sanırım bu yüzden evren yerine evren ana demek çok doğru bir söz olur.

Bir bilim adamı evren paradoksu adlı makalesinde, evreni bir rüyaya benzetmişti. Zaten teknoloji geliştikçe, evrenin daha büyük resmini çektikçe evrenin resmi insan beyninin anatomisine benzediği görülmüştür. Zaten evrenin başlangıcı da rüyanın tanımına uyuyor.

Kozmoz(Evren) nedir? Rüya mı, Kara kutu mu, Sonlu mu, Sonsuz mu, bu sorular sanırım asla yanıt bulunamıycak sorular. Ama insan ne kadar büyük bir okyanusun içinde ne kadar küçük bir damla bilmek  için sanırım, araştırmaktan vazgeçmeyecek.

İnsanın egosundan büyük bir şey varsa, sanırım devasa kozmoz. Büyüklük algımız, fiziksel matematiksel ifade etme kapasitemizle sınırlı bir beyin algısıdır. Ve kozmoz bizim matematiğimizin fersah fersah ilerisinde. İnsan oğlu daha kendi dünyasını tam manası ile keşfedememiş iken neden dahasına merak salar. Bu merak neden bu kadar maymun iştahlı bilinmez. Ama söz konusu insan olunca, her şeyin başlangıcına olan merak diğer meziyetlerimize göre çok masum kalıyor…

Etiketler : bilgi edinmeteknoloji haberleri

Yorum Yap